man&woman
(lulz-time gönderdi)
yakın çevremde 3-5 kişi bırakılması taraftarı biriyimdir.
buradan yola çıkarak zaten elimde olan bir elin parmaklarını geçmeyen kişiler, istediğim anda ulaşılamaz durumuna geçerlerse benim için bunun kötü bişey olduğu anlamını çıkarabiliriz. bu konuya sonra döneceğim.
ticarette ve tatilde anlaşılır derler arkadaşlık için. en az ticaret kadar kritik bi konu olan iş arkadaşlığı. tatil konusunda da benim için tam puan almış bi insanın, artık benim için o kadar da ulaşılmaz olduğu bi durumla karşı karşıyayım.
her ne kadar bu onun için mutluluk verecek sonuçlar doğuracaksa da, ben “hadi” deyince ulaşamayacağım biri haline geleceği için onun adına üzgünüm. üzgünmüşüm… bu gece anladım.
kaybedince anlıyo insan. arkadaşlık önemli. her gün görüşmek, her gün konuşmak değil bahsettiğim arkadaşlık. bi hafta konuşmasan da, bi ay görüşmesen de, ilk yüz yüze geldiğinde kaldığın yerden devam edebildiğin insandan bahsediyorum ben.
o, yakın zamanda başka şehre taşınıyo. çok değil, uçakla 40 dakika. yine konuşabiliriz saatlerce, yine ben her kafam attığında yanına giderim, o gelir. ama başka şehre taşınacağını, başka bi hayata adapte olacağını bilmek zormuş.
evleniyo…
sanki eski erkek arkadaşımı uğurluyomuşum gibi hissetim bugün yanından ayrılırken. o kadar sevmişim, o kadar benimsemişim, o kadar özleyecekmişim.
bi kaç ay sonra başka bi şehirde, onu başka bi hayat bekliyo olacak. evlenecek. çok mutlu olacak. benim izmir’de bi evim daha olacak :) çok sevecek. çok sevilecek. kendisinden kattığı küçük insanlar olacak belki.
tüm bu yazının amacı; bana her türlü arkadaşlığı yapmış olmanın yanında; en güzel ve en kötü anlarımı benimle paylaşan, her tatilimi beraber geçirdiğim, eğlendiğim, güldüğüm, ağladığım, düşündüğüm, sessiz kaldığım arkadaşlarımdan birini doğum gününü kutlamak + onu başka şehre bundan sonraki hayatını geçireceği izmir’e uğurlamak…
mutlu ol kuzum.
o kadar mutlu ol ki; herkes sizi parmağıyla örnek çift örnek aile olarak göstersinler.
o kadar mutlu ol ki; ben istanbul’da her kafam attığında yanına geldiğimde bana anlatacağın ve yüzümü güldürecek zilyon tane anın olsun.
o kadar mutlu ol ki; o her bi araya geldiğimizde “ulan biz de bi gün…” diye başlayan cümlelerimizi sen pozitif tamamla, şimdiye kadar her bi araya geldiğimizde konuştuğumuz her boktan konunun kulağını çınlatırcasına sabah yüzünde huzurla uyan.
o kadar mutlu ol ki; benim sana anlattığım, senin en başından beri bildiğin hikayenin “sonsuza kadar mutlu yaşadılar” kısmı sen ol.
o kadar mutlu ol ki; yazın ben izmir’e konuşlandığımda bahçesindeki sallanan koltuğunda uyandığım barın sahibesi ol :)
o kadar mutlu ol ki; ben izmir’de de bi evim var bileyim.
ps. dün sabaha karşı yazdım. editlemedim. tekrar okumadım. içimden geldiği gibi. gerçek benim içinin dışında olduğu gibi…
yeni yazım ve artık yeni yazım.
emre… tam bir piç. anlamak için yarısında başa aldığım ikinci seferin sonuna geldiğimde, yine gülümsetti bi saniye. sonra üzdü, bitirirken…
s2b7
(reginaa-phalange gönderdi)
<3 hafta sonu
(theheroyoudeserve gönderdi)




